0 MAÇ 0,00

ORAN

İDDAA PROGRAMLARI SAYFALAR HABERLER
Kupon

Kuponunuz Boş

Kupon Bedeli :0,00 TL Toplam Oran :0.00
Misli
Maksimum Kazanç 0,00 TL
SİL KAYDET
  • Mobil Menüyü Oluşturun!

    Prof. Dr. Acar Baltaş: Güçlü olanlar ayakta kalır!

    Prof. Dr. Acar Baltaş: Güçlü olanlar ayakta kalır!

    Uzun yıllar futbolumuzun içerisinde yer alan ve sporcu psikolojisi konusunda uzman olan Prof. Dr. Acar Baltaş, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de bir sağlık tehdidi haline gelen corona virüsüyle ilgili FANATİK’in sorularını yanıtladı. 

    Şimdi söz hocamız Acar Baltaş’ta: “Avrupa’da birçok ligin ertelenmesi ya da süresiz olarak askıya alınması, elbette futbolcular dahil diğer branşlardaki oyuncuları tedirgin etti. Bu durumun futbolcular dahil tüm sporcuları ve takımları nasıl etkileyeceği konusunda hiç kimse mutlak doğru olarak bir şey söyleyemez. Çünkü bu durum daha önce hiç yaşanmamış ve eşi benzeri olmamış bir durumdur.”

    ‘Son derece haklıydı’

    “ Galatasaray kalecisi Fernando Muslera’nın sosyal medyadan duruma gösterdiği tepki, son derece haklıydı. Sonuçta korona sebebiyle birçok yeri kapatıyorsunuz, önlemler alınmasını istiyorsunuz ama futbolculara, ‘Sahaya çıkın ve oynayın’ diyorsunuz. Neyse ki hatadan dönüldü. Bu tür büyük streslerin yaşandığı durumlarda oyuncular, güçlü bir lider arar ve onun önderliğinde hareket eder. Liglerin iptal ediliği süreçte Galatasaray’da Fatih Terim’in bu durumla ilgili açıklaması ve hemen akabinde takımının idmanlarını iptal etmesi, aslında bir mesaj niteliğindeydi.”

    ‘Evde çalışmak yetmez’

    “Bu süreçten, oyuncuların kişiliği ve ekip bağı güçlü olanlar daha az etkilenerek çıkacaktır. Örneğin virüs, Süper Lig’de şampiyonluk ya da küme düşme mücadelesine direkt etki edecektir. Oyunculardan lig başlayana kadar kendilerini mümkün olduğunca hazır tutmaları istenmiştir. Ancak bunu evde çalışarak sağlamak mümkün değildir. Mutlaka sosyal mesafeyi koruyarak, kulüp tesislerinde kondisyoner eşliğinde çalışılması önemlidir. Daha güçlü olanlar ve psikolojik olarak ayakta kalmayı başaranlar, mutlaka bir adım öne geçecektir. Verilmiş aranın ardından başarısız olacak takımlar için ise bu durum, arkalarına sığınacakları bir bahane olacaktır.” 

    Herkes başkasını suçluyor

    “Futbolumuzda bir kaos ortamı oluşmuş durumda. Başarısızlığın sebebi olarak herkes başkasını suçluyor. Yöneticiler, kötü sonuçları örtmek adına haksızlığa uğradıklarını söylediğinde, oyuncular da aynı bahaneye saklanıyorlar”

    “Her sezon futbolumuzda bir kaos ortamı oluşturuluyor ve başarısızlığın sebebi olarak herkes başkalarını suçluyor. Bir yönetici, taraftarı gözünde başarısızlığını örtmek için haksızlığa uğradığını söylediği zaman, oyuncular da yöneticinin gözünden aynı bahaneye saklanıyorlar. Mesela takımlar, 10. dakikada kendisine verilmeyen bir penaltı pozisyonunu maçın kaybedilmesinin sebebi olarak görüyor, ancak daha sonra oynanan 80 dakikada, ‘Neden gol atamadık’ diye kendilerine sormuyorlar.”

    ‘VAR, hakemi rahatlatıyor’

    “Bu sezon uygulamaya konan VAR (Video Yardımcı Hakem) uygulaması, hataları en aza indirmiştir. VAR, hakemi de rahatlatıyor. Çünkü hakem tartışmalı kararda takılıyor, VAR sayesinde kafası daha rahat maç yönetiyor. Oyuncuların, basit pozisyonlarda bile hakeme yaptıkları şiddetli itirazlar ise daha sonraki pozisyonlarda onları baskı altına almak için yapılıyor.”

    “Taraftar gözüyle yorum yapılıyor”

    “Türkiye’de maç konuşulmuyor, hakem konuşuluyor. Çünkü Türkiye’de futboldan anlayan insan sayısı az ve çoğunluk taraftar gözüyle yorum yapıyor. 1 saatte normalde tamamlanması gereken bir futbol programı, 4 saatte tamamlanıyor. Bir gün bir programda 30. tekrar yapılırken, söz konusu programdaki arkadaşıma, ‘Yeter, bayılttınız!’ diye mesaj attım. O da bana, ‘Haklısın’ diye geri döndü. Kim hangi takımın yanındaysa onu savunuyor ve söz konusu takımın hataları bir anda unutuluyor ve olay, ‘kurban edilen taraf’ edebiyatına dönüyor.”

    “Sosyal medyaya kapılmayın…”

    “Özellikle evde kaldığımız şu günlerde kendimizi sosyal medyaya kaptırmamalıyız. Sosyal medyada virüsten nasıl korunabilirize odaklanmak gerek. Her kriz bir fırsat içerir. Bu krizin de ne tür fırsatlar doğuracağına bakın. Örneğin birçok şirket evden çalışma düzenine geçti. Milli Eğitim Bakanlığı uzun zamandır planladığı ve teknik olarak hazır olduğu ama orta öğretim ve yüksek öğretimde öğretmenler ile yöneticilerin zihniyet olarak hazır olmadığı uzaktan eğitime, 1 hafta içerisinde geçti. Bu kendi içinde küçük bir mucizedir.. Ve önümüzdeki yıllarda bu, korona virüsünün ülkemize yaptığı en büyük katkı olarak hatırlanacaktır.” 

    “Bizden istenen sadece evde kalmak”

    “Korona sebebiyle hepimizin evimizde vakit geçirmesi sebebiyle, bu duruma uyum sağlamamız gerekiyor. Büyük dedelerimiz, hayatlarının 15-20 yıllık bölümünü savaşlarda geçirdiler. Onlardan beklenen savaşmaları ve gerekirse ölmeleriydi. Bizden beklenen ise sadece evimizde oturmamız. Benzer şekilde ceza evlerinde çok zor şartlarda yaşayan insanlar var. Haksız yere acı çeken insanları anlamak ve empati kurmak gerekir. Sınırlarımızın dışına çıkarak, kendimize bu süreçte hobiler yaratabiliriz. Kitap okumaya yoğunlaşabiliriz.”

    ‘Sizlere iki kitap önereceğim’

    ‘Evdeyken kitap okumaya daha fazla zaman ayırmak, hepimiz için önemli olacaktır. Sizlere buradan, içinde bulunduğumuz durumdan yola çıkarak iki kitap önereceğim; biri Falih Rıfkı Atay’dan ‘Zeytindağı’, diğeri de Kemal Tahir’den ‘Esir Şehrin İnsanları’. Bu iki kitap; yaşadığınız toprağın değerini anlamınız için her Türk çocuğunun özgürce nefes almanın değerini anlayabilmesi ya da bunun mücadelesini kavrayabilmesi adına mutlaka okuması gereken kitaplardır.” 

    M. Çağrı Davran

    Site İçi Yorumlar